Yaralamaya Teşebbüs

YARALAMA SUÇUNA TEŞEBBÜS


Ceza davalarında sıklıklar karşımıza çıkan kasten yaralama suçuna teşebbüsün hangi hallerde olduğuna değinmek istiyoruz.

Kasten yaralama suçuna teşebbüsün mümkün olup olmadığı tartışmalıdır. Hakim fikre göre hafif yaralamalara teşebbüs mümkün buna karşılık ağır yaralamalara teşebbüs mümkün değildir. Ankara ceza avukatı olarak kanaatimizce yaralamaya teşebbüs mümkündür.


Yargıtay elinde bıçak ile mağduru kovalayan failin fiilini yaralamayı eksik teşebbüs saymıştır (6. C. D. 20.10.1992. 1982-5360. 1982/7252) Hakim failin amacına ulaşamamış fiilini göz önüne alarak tamamlanma ihtimalinde mağdurun acı çekip çekmeyeceğini sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulup bozulmayacağını bilirkişi aracılığı ile belirleyecektir. Daha sonra da teşebbüs hükümlerine göre cezada indirim yapacaktır. Meselâ A B ye doğru vurmak üzere bir taş fırlatsın. Taş B ye, isabet etmesin. Bu durumda yaralamaya teşebbüs vardır. Hâkim, taşın değmesi halinde mağdurun sağlığının bozulup bozulmayacağını belirleyecek, daha sonra teşebbüs hükümlerine göre cezada indirim yapacaktır.


Kasten yaralama suçu ve hukuka uygunluk sebepleri nelerdir?

Yaralamanın cezalandırılması için tüm diğer suçlar gibi fiil hukuka aykırı olmalıdır. Eğer olayda hukuka uygunluk sebepleri varsa fiil suç değildir. Yaralamalarda mağdurun rızası, tıbbî müdahaleler ve sportif faaliyetler fiilî hukuka aykırı olmaktan çıkarmakta, hukuka uygun hale getirmektedirler.


Tıpkı adam öldürmelerde olduğu gibi prensip olarak yaralamalarda da mağdurun rızası geçerli değildir. Rızanın varlığı müessir fiilî hukuka uygun hale getirmez. Çünkü kişinin topluma ve aileye karşı görevleri vardır. Kişi vücut organlarının tümlüğü ile yaşamak zorunludur.


Kişinin kendi kendisini sakatlaması veya kendisine herhangi bir yara açması kanun tarafından cezalandırılmış değildir. Çünkü kendi kendini sakatlayan kişi her şeyden önce kendi kendini mağdur etmiştir. Ayrıca cezalandırılması durumunda giderek kendi hayatına da son verebilir.


Bu durumun istisnası kişinin askere gitmemesi için kendi kendini sakatlamasıdır. Bu durum Askerî Ceza Kanununda suç olarak cezalandırılmıştır. Çünkü orada birinci derecede mağdur olan Millî Savunmadır. Bu istisnalara özellikle dikkat edilmesini tavsiye ederiz.


Kişinin rızasıyla da olsa başkalarının kişi üzerine etkili eylem yapmaları, organlarının fonksiyonlarını yerine getiremez hale getirişleri de suçtur. Rıza burada da geçersizdir. Ancak bu durum estetik ameliyatlar ile karıştırılamaz. Eğer mağdurun rızası varsa estetik ameliyatlar yaralama suçunu oluşturmazlar. Çünkü estetik ameliyatlarla insan vücuduna bir zarar verilmemekte, vücut organlarının fonksiyonlarını yerine getirmesi engellenmemektedir. Aksine çoğu zaman bu tür ameliyatlar vücut organlarının fonksiyonlarını daha iyi yerine getirilmesini sağlamaktadır.


Mağdurun rızası bir başka açıdan da önemli olup fiili suç olmaktan çıkarmaktadır. Tıbbın ilerlemesi organ nakillerini kolaylaştırmıştır. Gerçekten şifa ve hayat kurtarmak amacıyla organ bağış ve nakilleri de fiili suç olmaktan çıkarmaktadırlar. Yeter ki organ vermenin amacı başkasına hayat vermek, sağlığını kazandırmak olsun. Ancak fiilin suç olmaması için vericinin hayat fonksiyonlarının icrasına zarar gelmemesi gerekir. Çünkü hukuk düzeni hiçbir zaman kişinin, başkası için kendisini feda etmesini istemez.